Nereye gidiyoruz?
Zarif YILDIZ

Nereye gidiyoruz?

 

Önceki gün, kendini gazeteci olarak addeden bir GECE ORGANİZATÖRÜNÜN, soy ismini aşan bir yazısını okudum… 

Madem, gazetecilikte Erzurum arenasında olduğunu iddia ediyorsun, o zaman kırılmadan bu yazıyı sonuna kadar okuyacaksın.

Okuyacaksın ki; biraz edep, biraz erkan,  biraz etik, biraz usul ve meslek öğrenesin…!

Öncelikle;  senin yazdığın yazıda noktalamana ve imlana sokacağım, lafı…

Sonrasında;  yazının girişine, gelişmesine ve sonucuna da sokacağım, lafı…

Ayrıca; bahsettiğin konuya da, konu bütünlüğüne de sokmak gerekir, lafı…

Zira; birileri gazetecisin sanıp, yazılarını okuyor. Sana da bu işi öğretmek, kamu adına boynumuzun borcu olsun…

Dedim ya, sakın ama sakın gücenme…  Öğreneceksin zamanla.

Bu saatten sonra günlük, haftalık veya aylık benden bir yazın var.

Yanlış anlaşılmasın! Hakaret etmem, haşa ! Biz edep biliriz, erkan biliriz…

Her bir satırımız, meslekidir. Nefsani ve menfi (!) değildir.

Kıblemiz de bellidir. İsmimiz Zarif olsa da, hiçbir menfaat uğruna oramızı buramızı da oynatmadık, oynatmayız…

Yani cismimiz de ağırdır…

Madem gazeteciliğe merak saldın (!) bu yazıyı okuyacak,  sindirecek ve öğreneceksin, yavaş yavaş…

İmla ve noktalamalarınla başlayalım.

Yazdığın yazıyı bir edebiyatçı okuyor mu bilmem ama, hele bir çıktısını al. Ve götür, bir hatalarını sor. Yazdığın satır başı, kaç hata ile karşılaşacaksın…

Bilmemek ayıp değil, elbet. Fakat öğrenmek için az gayret et…

Gazetecisin ya (!), kendini geliştirmene vesile de ben olayım…

Konuya gelince, hatalısın sayın yazar !

Yazdığın yazıyı okuyunca; elinden bir organizasyon alınmış, bir organizasyon elinde patlamış veya birinden bir şey istemişsin de vermemişler ve bodoslama saldırmışsın gibi geldi bana…

Gazetecilik kisvesini, bu işlere kılıf yapmışsın da, sopa olarak kullanıyorsun gibi hissettim…

Öylesin demiyorum, öyle hissettim diyorum…

Çünkü; konunun girişi, gelişmesi yok. Direk imlasız, noktasız, virgülsüz dalmışsın…

Gel gelelim, konu içerisinde dikkatimi çeken bir başlığa…

AİDS virüsü…

Anlattığına göre, Tekaüt başkan pardon, yazdıklarımı herkesin anlaması için (!) eskimiş, emekli olmuş başkanın etrafındakileri AİDS virüsüne benzetmişsin. Muhtemelen hukuki süreci geçirip, bu mesleğin edebini de zamanla öğrenirsin. Lakin, konuda düzeltmemiz gereken bir şey var.

AİDS etrafında gezenlerden bulaşmıyor. Her gece ayrı ayrı kişilerin koynunda olanlara, gece başkasıyla, sabah başkasıyla olanlara bulaşan bir virüs…

Yani bir yazı yazacakken bizler, her şeyi en iyi şekilde bilmek zorundayız. Bilmediklerimizin de doğrusunu araştırıp, öğrenip, doğrusunu yazmalıyız.

Hele ki; mesleğimizi menfi hiçbir iş, kişi veya kuruluş amacıyla icra edemeyiz…

Şu konuya da değinmeden geçersek, aklım kalır.

Hem bu soruyu da sorayım ki, cevap hakkı doğsun sana, sayın yazar…

Tekaüt dediğin başkan, her ne olursa olsun Erzurum’un, Erzurumlunun bir değeridir.

Ne oldu da karşı karşıya geldiniz? Düşündüm de bir çıkar yol bulamadım.

AİDS virüsü diye tabir ettiğin sağındaki, solundaki kişiler, ne yaptılar veya ne yapmadılar ki, yazında kin kusmuşsun?

Ufak bir inceledim, sizin işlerinizi. O AİDS diye tabir ettiğin isimlerden birisi, sosyal medya dan bir açıklama yapmış. Dikkatimi çekti. Bir ödül gecesi yapacaklarını duyurmuş.

Ve gariptir, o açıklamanın sabahına, bir yazı yazıp, kin ve nefret kusmuşsun…

Organizasyonun mu tehlikeye girdi?

Tamam, anlarım. İnsan ekmeği için mücadele etmeli…

Fakat bu güzide mesleği, böyle çirkin şeyler için kullanmayalım.

Bu doğru değil…

Biz öyle öğrendik…

2003- 2004  yıllarında, radyo programcılığı ile başlayan serüvenimizde, türlü basın kuruluşlarında sahada, kamera arkasında, mikrofon önünde, gazetesinin sayfasında, dergisinin kapağında, matbaasında, bürokrasisinde, siyasetinde, başında ve sonunda, özellikle meslek büyüklerimizin o acımasız terbiye usulleriyle öğrendik ki, bu meslekte yırtık dondan çıkar gibi çıkarsak piyasaya, dışlanırız.

Kamu dediğimiz olgu ve ali menfaatleri, yanlış kabul etmez. Acımasızdır.

Ya doğusunu yapacaksın, ya yapmayacaksın… 

Gazeteciliğin bir namusu vardır çünkü. Topluma doğruyu ve yanlışı, haklı ve haksızı, etikler çerçevesinde anlatmalısın.

Şahsi menfaatler uğruna heba edemezsin bu mesleği…

Yazında bahsetmişsin ya, asıl bu anlattıklarımın aksi, sözde gazeteciliktir.

Son olarak, birkaç sorum olacak.

Gazetecilik geçmişin nedir?

Gazetecilik mesleği adına yaptığın işler nelerdir?

Gazetecilik camiasında, sana ve gazetecilik geçmişine referans olacak kimler var?

Eğer bunlara cevap vermezsen, son olarak;

Senin seçeceğin bir platformda, (radyo ve televizyon) da olabilir, benimle gazetecilik mesleğini veya hangi konuyu canın isterse, tartışmaya var mısın?

 

 

 

 

 

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kayıp Muhabiri Arayan 2 Asker Şehit Oldu.
Kayıp Muhabiri Arayan 2 Asker Şehit Oldu.
Cuma namazı kaç rekat cuma namazı kılınışı anlatım
Cuma namazı kaç rekat cuma namazı kılınışı anlatım